Olmazsa Olmazlar

Beyninizin Sağlığı Şimdiye Kadar Hiç Düşünmediğiniz Kadar Önemli

man

İçinde bulunduğumuz stresli günlerde sizin için eğlenceli, küçük bir deney hazırladık. Evinizin etrafında şöyle bir tur atın ve karşınıza çıkan herkese kalp sağlıklarını korumak için neler yaptıklarını sorun. Yüksek ihtimalle, sorduğunuz herkesten aşağı yukarı aynı yanıtları alacaksınız. Size düzenli egzersiz yaptıklarını, sigara içmediklerini ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarına sahip olduklarını söyleyecekler. Bunun en önemli sebebi, kalp sağlığının uzun yıllar boyunca pek çok araştırmaya konu olması ve medyadan ürün ambalajlarına kadar pek çok yerde bu konu ile ilgili bilgilerin yer almasıdır. Şimdi, deneyin eğlenceli kısmına gelelim. Aynı kişilere bir de beyinlerinin sağlığını korumak için neler yapılması gerektiğini bilip bilmediklerini sorun. Sizce biliyorlar mıdır?

Büyük ihtimalle, yanıtları hayır olacaktır. Aslında sorun biraz da konunun tanımında gizli. Gerçekten, aslında beyin sağlığının tanımı nedir? Beyinle ilgili her şeyin karmaşık olduğu gibi, bu sorunun kendisi de karmaşıktır. Beyin, bilgisayar terimleri ile açıklanması gerekirse, bizim işletim sistemimizdir; etrafımızdaki her şeyi algılar ve analiz eder. Beyin, kendimize ve etrafımızdakilere anlam kazandıran tek organımızdır. Bununla birlikte beyin, bağışıklık sistemimiz, kalbimiz ve ciğerlerimiz de dahil olmak üzere tüm organlarımızı etkiler. Günümüzde, tüm dünyadan sinir bilimciler beyin sağlığının sayısız değişkenlerini araştırmak için bir araya geliyorlar. Bu araştırmaların sonuçları ise kimi zaman ortak değerlere sahip olsa da, kimi zaman gerçekten çok şaşırtıcı olabiliyor.

Örneğin, biz yaş aldıkça beynimize ne olduğu sorusunu ele alalım. Yeni araştırmalar, davranışlarımızın sağlıklı yaş alma üzerinde nasıl etkileri olduğunu gösteriyor. Bizler yaş aldıkça bazı rutinlere sahip oluyoruz. Bu rutinler de bizi bazı davranış kalıplarının içine sokarak hayatlarımızı şekillendiriyor. Aile yaşamımızın ve kariyerimizin en yüksek noktası olan 30’lu ve 40’lı yaşlarımızda standart bir günümüzün içinde iki ya da üç toplantımız, çocuklarımızı spordan alma ve arkadaşlarının evine bırakma görevimiz ve arkadaşlarımızla bir akşam yemeği yeme ya da sinemaya gitme programımız olacaktır. Emeklilik yıllarımız olan 70’imizde ya da 80’imizde ise yeni hobilere ya da aktivitelere alışmamız giderek zorlaşacak ve güvenli alanımızın, rutinimizin içinde kalmayı yeğleyeceğiz. Bu durum aslında beynimiz için en sağlıklı seçenek değildir. Beynimizin çevik ve sağlam kalması için yeni faaliyetlerde bulunmamız, yeni hobiler denememiz ve farklı insanlarla etkileşim içine girmemiz gerekir.

Cep telefonunuz da sizin düşmanınız olabilir. Bu pek çocuğumuz için geçerlidir. Büyük bir çoğunluğumuz tüm günümüzü akıllı telefonların küçücük ekranlarına yapışık olarak geçiriyoruz ve bu şekilde günlük ritmimizi bozup, dinlendirici bir uyku deneyimini riske atarak beynimizin yeniden inşa olmak, iyileşmek ve işlevlerini optimize etmek için ihtiyaç duyduğu pek çok faktörü elinden alıyoruz. Uyumadan önce 30 dakika Facebook’a bakmak size çok da kötü gelmeyebilir ama o sırada telefonunuzun ışığı vücudunuza henüz uyku vaktinin gelmediğini söyler. Çünkü insanlar binlerce yıldır doğanın ritmine uyum sağlamıştır ve uyku saatleri ile ilgili olan döngülerini güneşin ve ayın hareketlerine göre ayarlamıştır. Uyumadan önce maruz kaldığımız parlak mavi ışık ise vücudumuzun ritmini şaşırtır ve gece mi yoksa gündüz mü olduğuna dair kararsız kalmasına neden olur.

İçinde bulduğumuz son 150 yıllık dönemde, beyinlerimizin rahatlıkla özümleyebileceğinden çok daha fazla uyaran yarattık. Evrim, beynimizin dikkat etmesi gereken şeyleri kademeli olarak arttırarak karışıklık yaşamamamızı sağlamıştı. Ancak günümüzde her daim etrafımızda olan tüm o ekranlar, ışıklar ve dikkatimizi dağıtan diğer öğeler beynimize adeta saldırıyor. Bu da, beyin sağlığını anlamamızı hiç olmadığı kadar hayati bir öneme taşıyor.

Beyinle ilgili pek çok nokta hala gizemini korurken, beyin sağlığını ve bütünsel olarak sağlığımızı olumlu yönde etkilemek için yapabileceğimiz pek çok şey var. Sinir bilimi araştırmalarındaki ilerlemeler, beynimizin sağlığı ve performansı hakkındaki anlayışımızı önemli ölçüde geliştiriyor. Yapılan her bir araştırma beyin sağlığı ile uyku apnesi arasındaki ilişkiyi; yaş almanın, beslenmenin ve egzersizin beynin bilişsel işlevleri üzerinde nasıl etkileri olduğunu bizlere açıklıyor. Bu yeni sonuçların ve farklı bakış açılarının hemen hafızamızı geliştirmesini ya da konsantrasyonumuzu arttırmasını beklemesek de, en azından beynimizin nasıl çalıştığını ve nasıl sağlıklı kalacağını anlamamızı sağladığını görüyoruz. Bundan sonrasında ise bizim beyin sağlığını benimsememizin zamanı geliyor.

Yorum Yazın