İlham Kütüphanesi Yaşanmışlıklar

Küllerinden doğmak

simurg
Güler Güner

Masallar çocukluğumuzda elimize tutuşturulan ilk haritalarımız. Sevgiyi, erdemleri, daha iyiyi, daha insancıl seçimleri yapmamız için rehberlik eden büyülü kelimeler serisi… Masal anlatıcılarımız var bir de. Tecrübeyi bilgelikle harmanlarken naif ve sevgi dolu kalabilen. Kıymetli yazarımız Güler Güner’de onlardan biri. Bizi bir kıssadan hisseye davet ederken kendisinin kanserle olan mücadelesine , cesur yüreğine, zorlukları aşabilme gücüne en az anlattığı masal kadar hayran kalacaksınız. Sözü daha fazla uzatmadan sizleri Güler hanımın bu güzel yazısıyla baş başa bırakıyoruz.

 

Küllerinden doğan Anka Kuşu’nun (Simurg) hikayesini hepiniz bilirsiniz. Simurg rivayete göre bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi o bilirmiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesiymiş.

Kuşlar dünyasında ters giden her şeye Anka’nın çözüm bulacağına ve kendilerini kurtaracağına inanırlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağının tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi;

  • İstek
  • Aşk
  • Marifet
  • İstisna
  • Tevhid
  • Şaşkınlık
  • Yokluk Vadileri.

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş.

“Aşk Denizi”nden geçmişler önce…”Ayrılık Vadi”sinden uçmuşlar…”Hırs Ovası”nı aşıp, “Kıskançlık Gölü”ne sapmışlar…Kuşların kimi “Aşk Denizi”ne dalmış, kimi “Ayrılık Vadi”sinde kopmuş sürüden …Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle…

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış); kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış; baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi ‘şaşkınlık’ ve sonuncusu Yedinci Vadi ‘yok oluş ’ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Sonunda sırrı sözcükler çözmüş: Farsça ”Si” 30 demek… ”Murg” ise kuş…

Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki; Simurg 30 Kuş demekmiş. Onların hepsi Simurg’muş. 30 Kuş anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Screen Shot 2016-02-17 at 20.44.43

Denemekten asla vaz geçmeyin!

Efsanede bize anlatıldığı üzere her birimiz içimizdeki gücün farkına vararak tıpkı küçük bir çocuğun yürümeyi öğrenirken defalarca düşmesi ama denemekten hiç vazgeçmemesi gibi, ne kadar düşersek düşelim hep bir şekilde ayağa kalkmanın, yaralarımızı sarmanın yolunu bulmalıyız. Bir başkasının bizi bulunduğumuz zor durumdan kurtarmasını beklemek yerine kendi iç gücümüzün farkına varmamız, bizi kendimizden başka hiç kimsenin kurtaramayacağını idrak etmeliyiz. Başkaları bize yol gösterebilir, yardım edebilir ancak çözümüzün anahtarı içimizdedir.

Başımıza ne kadar kötü şeyler gelse de, her derdin içinde dermanını da barındırdığını unutmamalıyız. Evet bazen gerçekten hayat çok zor, çok güç gelebilir. Her şey üstünüze gelmeye başladığı sanki tüm dünyanın size karşı olduğu bir noktada olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ama o nokta aslında tam da değişimin dönüşümün başladığı yer, yani asla vazgeçmemeniz gereken yerdir. Oturup derdimize, başımıza gelenlere sızlanmak yerine problemin olduğu seviyeden değil daha üst bir seviyeden soruna bakmalı ve evet şimdi bu problemi çözmek için ne yapabilirim diye düşünmeliyiz. Aslında hayatımızda olan her sorun bize bir şeyler öğretmek için gerçekleşiyor. Neden ben diye isyan edip kurban bilincine girmek yerine her problemin içindeki fırsatları görmeye çalışmalıyız. Atalarımız her şer’de bir hayır vardır derler, gerçekten de Ying &Yang’in sembolize ettiği gibi her kötülüğün içinde iyilik, her iyiliğin içinde de kötülük vardır. Yeter ki biz bunları görmek için bakış açımızı değiştirip sorunlara daha değişik bir perspektiften bakabilelim.

Screen Shot 2016-02-17 at 20.46.52

Ben de Simurg gibi küllerimden yeniden doğdum

Bundan yaklaşık 4 yıl önce bana kanser teşhisi konduğunda çok korkmuştum, önümde 2 seçenek vardı ya artık hayatımın geri kalanında bu hastalığın gölgesinde zayıf ve umutsuz biri olarak yaşayacaktım ya da var gücümle eski halime hatta eski halimden de daha iyiye dönmek için uğraşacaktım. Ben ikinci seçeneği seçtim ve var gücümle çalıştım. Spor ve yoga yapmaya, sağlıklı beslenmeye, ruhumu beslemeye ve en önemlisi de kendime değer vermeye, kendimi sevmeye başladım. Simurg gibi küllerimden yeniden doğdum…

Her zaman hayatımızda problemler, sorunlar olacaktır. Önemli olan, hayattan keyif ve haz alarak yaşamayı öğrenmek, kendimize olan inancımızı ve güvencimizi yitirmemektir. Her birimiz küllerinden yeniden doğacak potansiyele sahip birer Simurguz…

Sevgi ile kalın.

Yorum Yazın