Finans İlham Kütüphanesi

Mezuniyet ve Emeklilik: Her iki macerayı da iyi yaşamak için gereken üç strateji

f

Mezuniyet törenlerinde keplerini atan gençlerin çoğu hemen sonrasında, etraflarından, yeni başlangıçlar hakkında konuşmalar dinliyor. Aynı zamanda her beş saniyede bir, biri 55 yaşına basıyor. Yani, çoğu birey de yeni bir başlangıca, emeklilik maceralarına başlıyor. Arada yaş, tecrübe ve banka hesabı farkı olsa da mezun olan gençlerle emekliliğe yeni adım atmış olanların iki tane ortak yönü var: İkisi de gelecekleri konusunda umut dolu fakat çekingen. İşte bu iki farklı neslin gelecekteki iş hayatını ve emekliliğini iyi yönlendirmeleri için gereken üç strateji:

1. Ait olduğunuz yeri keşfedin ve gerçekleşebilecek değişimlere hazırlıklı olun (Sıklıkla)

Artık gazetelerdeki iş kupürleri ve dükkan camlarında bulunan “bizimle çalışmak ister misiniz?” yazıları tarih oldu. Şimdiki nesil, teknolojiye yöneldiği için internet üzerinden iş bulma olanağının çok büyük bir avantaj olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak arama motorlarında karşınıza çıkabilecek sayısız iş ilanı oldukça zorlayıcı olabilir. Peki nereden başlamalıyız? Ne zaman bitirmeliyiz? Ayrıca beklediğimiz cevapları alamadığımız zamanlarda ne yapmalıyız?

Günümüzden bir mezun, arkadaşından: “Bir yıl önce mezun oldum. Günlerimi iki ve üç farklı yere mektup ve özgeçmiş aracılığıyla, bazen de mülakata giderek iş başvurusu yaparken buldum. Fakat çoğunlukla benim gibi, oldukça gelecek vaat eden ama çok az tecrübeye sahip birinin bir firma tarafından işe kabul edilmesini bekliyorum” gibi bir konuşma duyması hiç şaşırtıcı değil.

Bu sırada, ilerleyen yaşlarda da bireyler de iş aramaya devam ediyorlar. Fark ise, yeni mezun olmuş adayların en alttan başlamaları beklendiği için firmalar yaşça ilerde olan bireyleri işe alma fikrine sıcak bakmıyor. Bu nesil de bazen kendi istekleriyle, bazen de başka etkenlerden dolayı emekli olmak durumunda kalıyorlar ve internetteki aynı afişlerden maaşlı iş arıyorlar.

Yani yeni mezun olan grup: “Bu iş için tam anlamıyla kalifiye değilim fakat başvuru yapabileceğim başka bir iş bulamadım” derken emekli olan grup: “Bu iş için gereğinden fazla nitelikli olduğumdan dolayı asla işe kabul edilmeyeceğim ve istediğim maaşın çok altını veriyorlar” diyor.

Choo

Her iki topluluğa da bir öneri: Dizüstü bilgisayarınızı bir kenara koyun ve ayakkabılarınızı bağlamaya başlayın. Kendinize mülakatlar bulmaya çalışın, birini tanıyabileceğini düşündüğünüz bir arkadaşınızın arkadaşı ile temasa geçin, kendinize kartvizit hazırlayın, suratınıza kocaman bir gülümse koyun ve kendinizi gösterin! Daha sonra ise evinize dönüp önceden başvurduğunuz iş sayısının çeyreği kadarına başvuru yapın.

Bunlara ek olarak, yeni nesiller: Beklentilerinizi ayarlayın. Günümüz şirketleri size hayat boyu sürecek bir iş imkanı vermeye hazır değiller – küresel piyasa, teknoloji, ve genel belirsizlikten dolayı takip edilebilecek, yapılabilecek çok fazla kariyer olanağı bulunduğundan, zorlaştırmaktan çok belki de imkansız bir hale sokuyor.

Emekliliğine yaklaşan bireyler: Çoğumuz emeklilik planlarımızın işe yarayacağını söylüyoruz. İş hayatının geleceğinde sürekli aynı şeyleri yapmaktan çok yeni yeteneklerinizi keşfetmek, yeni yetenekler öğrenmek, yeni pozisyonlarda çalışmak ve masaya yeni beklentiler ile oturmak var. Bunların arasında sadece yaşça ileride olduğunuzdan dolayı aldığınız pozisyon değil, o pozisyon için gerçekten en iyi seçeneğin siz olduğunuz için çalışabileceğiniz işler de var.

2. Uyum Sağla, Ayarla, Tekrar Et

Genel bakış açısı: “bir haftaya mezun/emekli oluyorsun! Oldukça uzun zamandır okuldasın/çalışıyorsun. Senin için oldukça heyecan verici olmalı, değil mi? Sen: “Evet, kesinlikle!”

Kendince bakış açısı: Heyecan…

korku…

bilinmezlik…

kendine her şeyin yoluna gireceğini söylemen…

Hayatınızda bu gibi büyük geçişler karşınıza meslek değişiminden çok daha fazla şeyler sunuyor – yılları süregelen o soru – “ben kimim?” su yüzüne çıkıyor ve zamanla büyütülüyor. Sonrasında ise “benim amacım nedir?” sorusu ek olarak geliyor. Bir çoğumuz kendimizi yaptığımız şey ile tanımlıyoruz ve “öğrenci”den “mezun”a olan geçiş aynı “mühendis”den “emekli”ye olan geçiş gibi bir hissiyat bırakıyor. Çoğumuz büyük bilinmeyene doğru dikkatli bir şekilde ilerliyoruz.

Kaç yaşında olursa olsun, hiç kimse bütün gün koltuğunda oturmuş film izleyip yemek yiyen, bazen yerinden sadece yeni bir kutu mısır gevreği almak için kalkan kişi olmak istemez.

Hayatında büyük bir değişim gerçekleşen herkese tavsiye: Her gün kendinize şunu söyleyin, “ben yaptığım işten çok daha fazlasıyım, ani değişimlere ayak uydurabilirim, yeniyi kabul edeceğim ve başarılı olacağım.” Sonrasında ise bir hobi edinin ve yeni bir şey öğrenmeye zaman ayırın – bu yeni bir dil olabilir, teknoloji, veya yeni bir beceri öğrenerek yeni tecrübelere yelken açabilirsiniz. Koltuğunuzda oturuyor olabilir veya kaldırımda yürüyor olabilirsiniz, gelecek durmaksızın kendini oluşturuyor ve yetişebilmek için sürekli bir çaba gerektiriyor. Bu arada, “yeni”yi öğrenirken kendinize öğrenmekte olduğunuz meslek ile alakalı bir iş görüşmesi de ayarlayabilirsiniz.

work

 3. “Ben”den “Biz”e Geçiş

Gerçek “Ben” nesli, yani emekliliklerine yaklaşmakta olan bireylerin, meşhur “ben”e yoğunlaşmış olan yeni bir nesli büyütmesi hiçte şaşılacak bir şey değil. Yeni nesil ev kiralarına ve üniversite borçlarına bakarken, doğal olarak iş yerlerinde “benim” için bir yer olup olmamasından tedirginler. 2008 yılından beri emeklilik hesaplarının suyunun çekildiğini görmüş eski nesil, artık emekliliklerinde çalışabilecekleri böylece “kendi” sağlık sigortalarını, genel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, ayrıca da aileleri ile çocuklarına destek olabilmek için iş aramayı düşünüyorlar. Her iki nesilde bulundukları hayat fazının kurbanı olabilirler, fakat “ben”i “biz” olarak düşünmek her ikisi içinde çok akıllıca olur.

Bir başka tavsiye: Güçlerinizi birleştirin!

Yeni nesil, kendi jenerasyonunuzun öne çıkan girişimcilerini düşünün. Şimdi onları 30 yıl sonra tekrar düşünün. Sırf yaşları ilerledi diye yenilik yapmayı bırakmayacaklar.

İleri yaştakiler: Bill Gates’i, Steve Jobs’ı, Barbara Walters’ı, Jay Leno’yu, Bill Clinton’ı, ve Jimmy Carter’ı 22 yaşında düşünün. Gençtiler diye önemsiz değillerdi. Yenilik, yaratıcılık, katkı ve teknoloji meraklılığı herhangi bir neslin veya yaşın mülkü değildir. Amerika’da iş yerindeki “bitiş tarihimiz” yanlış bir şekilde 65 yaş olarak damgalandığından (başka yerlerde çok daha genç), yeni nesil 60’lı yaşlarındaki insanları bir ayakları ofisin dışında, işe yaramayan bir çalışan olarak görmemeli. Bill Gates’in, Warren Buffet’ın parasına ihtiyacı yok, fakat görünüşe göre 82 yaşındaki bilgenin tavsiyelerine hala kulak asıyor. Çünkü hala öğrenilmesi, yapılması, ve bazı durumlarda kaçınılması gereken şeyler var. Bunlarda sadece sezgi ve zaman ile edinilmiş tecrübe ile öğrenilebilir. Bu sırada, 70 yaşının ilerisindeki Herbie Hancock, 30’lu yaşlarında bulunan John Mayer’i gördüğünde susturmaya çalışmıyor. Tam aksine onunla birlikte iş birliği yapıyor ve birlikte yaratıyorlar.

Emekli olacaklar: Yeni nesil, yapacakları büyük çıkışı bekliyor. Onlar ile bir, iki projede iş birliği yaparak bu şansı elde etmelerine yardımcı olun – hatta belki size yapılan eski bir işin yeni yapım yollarını gösterebilirler – belki de siz ve sizin şirketiniz için yaratıcı yeni fikirler bulabilirler. Birlikte, iki “ben” nesil “biz” olarak çok daha büyük işler ortaya çıkarabilir.


Kaynak:
http://bigthink.com/disruptive-demographics/graduation-retirement-three-strategies-for-surviving-both
http://www.aselsan.com.tr/en-us/PublishingImages/AselsanliOlmak1.jpg
http://wolfpacc.com/files/6514/0570/7319/iStock_000035316894_Small.jpg

Yorum Yazın