Hareket Olmazsa Olmazlar

Parkinson ile Mücadele Etmenin En Zevkli Yolu: Dans!

pd-2_wide-b031ea16be0358ad3b3ae4f828b5db1c1751794c-s800-c85

Bir dansçı hayal ederken muhtemelen ilk aklınıza gelen Parkinson hastası olan biri olamaz. Dünyada bu progresif hareket hastalığına sahip 10 milyon kişi var ve bu insanlar sert kol ve bacaklarla, titreme ve kötü dengeyle mücadele ediyor. Ancak son 15 yıldır bunlardan birkaç bini “Parkinson Hastaları için Dans” programı kapsamında dans dersleri alarak bu sıkıntılarla zevkle mücadele ediyor.

Bu program Brooklyn’de başladı ve tüm ülkeye ve hızlı bir şekilde dünyaya yayılıyor. Aynı zamanda, bu durum, dansın semptomları rahatlatabilme yollarını araştıran bilim adamlarının da ilgisini çekiyor.

Gazeteci Ina Jaffe Kalifornia, Venice’deki bu dans derslerinden birini izliyor ve deneyimlerini paylaşıyor.

Kalifornia Venice’de de başlayan bu program şu an 5. senesinde. Yakın zamanda bir öğleden sonra ses sisteminden gelen “Broadway Baby” şarkısı eşliğinde yaklaşık 2 düzine insan, eğitmen Linda Berghoff’un hareketlerini taklit etmeye çalışıyordu; öğrenciler ise Parkinson hastaları ve onların eşleri ya da bakıcılarıydı. Başta oturan herkes müzikle birlikte vücutlarını dikleştirdi, kollar geridi müziğe uygun bir şekilde hareket etmeye başladı.

Berghoff müzik üzerinden sesini duyurmaya çalışarak insanları cesaretlendiriyor. Zayıf ve fit vücuduyla aslında olduğu 65 yaşından daha genç görünen Berghoff profesyonel olmasa da tüm hayatı boyunca – 10 sene önce kendi Parkinson hastalığı teşhisini duyduktan sonra bile – dans ettiğini söylüyor.

Shots’a verdiği röportajda “teşhisi duyduğumda, bir daha hiçbir zaman dans edemeyeceğimi düşünmüştüm ve bu düşünce bana korkunç gelmişti” diyen Berghoff “en sevdiğim şey elimden alınmış gibi hissettim” şeklinde konuşuyor.

Teşhis, Berghoff’un ikinci annem dediği dönem arkadaşı Laura Karlin için de acı vericiydi. Karlin sürekli, arkadaşına destek olabileceği bir yol aramış. Ona sık sık “birlikte yoga yapmamızı ister misin? Birlikte dans etmemizi ister misin? Bir dans kursuna birlikte başlayalım mı?” sorular sormuş.

pd-1_wide-8560a04ffc237a44cac3e1193814b328003bd0c0-s800-c85

Kazanan: Dans kursu!

Bu sorulardan kazanan dans kursu kazanan oldu. Bu durum Karlin’in, hem bir gösteri şirketi olan hem de dans dersleri veren Invertigo Dans Tiyatrosu’nun sanat yönetmeni olduğu düşünüldüğünde en mantıklı tercihti.

Invertigo’nun Parkinson hastalarına özel geliştirdiği dans kursları 2011 senesinde başladı; şirket şimdi Los Angeles bölgesindeki 5 kursun sponsorluğunu yapıyor. Her biri gerçek bir dans kursu diyen Karlin “kursu basitleştirmiyoruz. Bu deneyimi eğlenceli ve zor yapmaya çalışırken tatmin edici de olmasına da önem veriyoruz” diyor.

Karlin bu programı başlatabilmek için öğrenmesi gereken her şeyi, Brookliyn’de Mark Morris Dans Merkezi’nde öğrendi. Mark Morris Dans Merkezi’nin direktörü, David Leventhal, başlangıçta deneme yanılma süreci yaşadıklarını çünkü sadece tek tür Parkinson hastalığı olmadığını, tek semptom seti bulunmadığını söylüyor.

Bilim insanları ne diyor?

Bu dans dersleri hakkında bilim insanları yaptığı kısa dönem çalışmalar sonucu, dans etmenin Parkinson semptomlardan bazılarını iyileştirebileceğini, özellikle yürümeyi kolaylaştırdığı düşünüyor. Kursun hiçbir zaman sadece fiziksel terapi olarak kurgulanmadığını söyleyen Leventhal, “içinde aynı zamanda sanatsal bir kalite de var” diyor.

Leventhal, “dans dersleriyle insanların kendilerini ifade edebilmelerini umuyoruz” diyor. Bu özellikle, ifade yeteneklerini kaybetmeye başlayan ve daha önce oldukları kişiden kendilerini uzaklaştıran Parkinson hastaları için geçerli bir durum.

Kolombia Üniversitesi Medikal Merkezi’nde nöroloji eğitimi veren Dr. Pietro Mazzoni, “dansın Parkinson hastalığı için faydalı olduğu düşüncesi doğal ve sezgisel bir fikir. Bundan dolayı insanlar tarafından bilimsel bir onaya ihtiyaç duyulmadan uygulanmaktadır” diyor.

Mazzoni yapılan dar-kapsamlı birkaç çalışmanın, dansın; neden Parkinson hastalarına faydalı olduğunu, hangi rutinin diğerinden daha faydalı olduğunu ya da etkinin ne kadar sürdüğünü açıklamadığını söylüyor.

Mazzoni’nin, araştırmalarında test ettiği teorilerden birinde: Parkinson hastalarının daha az hareket etmesinin nedeninin titremeler ya da diğer fiziksel semptomlarının yanı sıra hastalığın onlardan hareket etmenin verdiği zevki çalmasından kaynaklı olup olmadığı. Mazzoni “Hastaların kendiliğinden semptomlarının başlangıcını şu şekilde tanımladıklarını duyuyorum -Eşimle birlikte yürümekten artık zevk almıyordum. Yürüyebiliyordum; ancak bu bana zevk vermiyordu-” diyor. Bu nedenle Mazzoni’nin çalışmaları fiziksel faktörlerin yanı sıra psikolojik faktörleri de değerlendirecek.

“Dans sadece daha iyi bir fiziksel terapi değildir” diyen Mazzoni, “kalıcı değişimleri gerçekleştirecek kilit bir rolü olabilir” diyor.

parkinsons-dancing-1_wide-c76dfbad8518f62017765b2c5f8df2f68e824189-s800-c85

Dans kurusundaki Parkinson hastası öğrenciler duruş öğreniyor.

“Dansta hiçbir zaman hata yok, sadece sololar var.”

Dansın 76 yaşındaki Willie Marquez’e yardımcı olduğu ise oldukça aşikar. Marquez ve eşi Lenore, 3 sene önce Marquez’e Parkinson teşhisi konduğunda, doktorlarından dans kursu olduğunu öğreniyor.

“Arabaya atlayıp hemen kursun yolunu tuttuk” diyen Marquez, dans öğrenmenin kendileri için basit olduğunu çünkü karısıyla birlikte tanıştıklarından bu yana – 52 senedir- dans ettiklerini söylüyor. O yıllarda Willi Marques salsa öğretiyormuş. Çift hala dans pistinde diğer öğrencilerle birlikte güvenle hareket ediyor.

Hepsi yeni bir rutin deniyor ve bu rutin oldukça zorlu görünüyor. Ama kendilerini müziğe bırakıyorlar. Laura Karlin’in onlara her zaman hatırlattığı gibi: “Dansta hiçbir zaman hata yok, sadece sololar var.”


Kaynak:
npr.org/sections/health-shots/2016/01/23/463222589/dance-returns-the-joy-of-movement-to-people-with-parkinsons

Yorum Yazın