Bakım ve Güzellik Güçlü Zihin

Sağlıklı Bir Cilt için Stressiz Bir Yaşam Benimseyin

Screen Shot 2016-02-16 at 12.19.41

“Bir şey söylemene gerek yok, yüzünden her şeyi anlayabiliyorum.”

Cildimiz gerçekten de suçluluğumuzu, utancımızı veya korkumuzu dışarıya yansıtıyor mu?

Evet, kaslarımız ile yaptığımız küçük ifadeler ile her şeyi anlatabiliyoruz. Cildimiz ile gerçekten de bir çok duygu durumunu belli edebiliyoruz. Bu durumu gözünüzde canlandırabilmek adına, politika ile uğraşan insanların göreve gelmeden ve geldikten sonraki halleri ile bir düşünün; ağıran saçlar, göz altında oluşan siyah torbalar, hat ve kırışıklıklar… Bunlar sadece kronolojik yaş ilerlemesi ile gerçekleşen şeyler değil. Bunlar (bazen) uzun süreli stres ve kaygıdan dolayı ciltte, saçta ve tırnaklarda oluşan etkiler. Cildimizi bu kadar etkilenebilmesinin sebebi ise yıllardır araştırması yapılan beyin-cilt bağlantısının ta kendisi.

Peki bu yeni olan bir şey mi yoksa stresin vücudumuz üzerindeki belirtilerini yeni yeni mi fark ediyoruz?

Psikodermatoloji

Hippocrates

Hippocrates

2,000 yılı aşkın süre önce Yunan hekim Hippocrates, insanların duygusal karmaşalardan dolayı kendi saçlarını yolduğunu belirtti. Günümüzde bu duruma trikotilomani ismi veriliyor. Antik Yunan’dan Çin’e,Çin’den Hindistan’a uzanan gelenekler bize akıl ve vücut arasındaki bağlantıyı gösteriyor. Batı tıbbı zaman sürecinde bu bağlantıyı kaybedip farklılık üzerine yoğunlaşsa da geçtiğimiz yıllarda tekrar akıl-vücut farkındalığını görmeye başladık. Aynı zamanda sinir sistemi ve cilt hastalıkları arasındaki bağlantıyı da geçtiğimiz yıllarda anlamaya başladık. Psikodermatoloji, psikiyatri ve dermatolojinin birleşimi ile oluşan yeni bir yan dal. Psikiyatri zihinsel süreçler üzerine yoğunlaşırken dermatoloji ise cilt hastalıkları üzerine yoğunlaşan bir dal. Özü itibariyle de psikodermatoloji tıp dünyasında cilt hastalıklarına holistik bir bakış.

Stres, dış görünüşten çok daha fazlası

AlarmŞu senaryolardan birini hayal edin: Ardı arkası gelmeyen sınavlar, zorlu bir boşanma, beklenmeyen sağlık sorunları, hatta zaten geç kalmış olmanıza rağmen trafikte sıkışıp kalmak. Bunları sadece düşünmek bile stresli hissetmenize neden olmuyor mu? Bu tarz stresler bizi içgüdüsel olarak en yakın bara gitmemize veya bir kase fındıklı çikolata yememize sebep oluyor ve bu da cildimiz için hiç de iyi değil (Aslında stresten dolayı yapılan hiç biri iyi değil!). Bu psikolojik stresin cildimizdeki etkileri düşündüğümüzden de ciddi olabilir. Bilimsel bulgular bize stresin cilt üzerinde yanmalara yol açabildiğini ve bu durumun da cilt için oldukça zararlı olduğunu gösterdi. Stres, sivilce oluşumundan rosacea hastalığına, rosacea’dan da egzemanın alevlenmesine kadar bir çok rahatsızlığın nedeni. Hatta stres sadece belirli cilt hastalıklarına da sebebiyet vermez, aynı zamanda su kaybına, ciltte çizgilere, lekelenmeye, saç kaybına ve tırnakların hassaslaşmasına da neden olabilir.
Bir diğer tarafta ise bu “stres nedeniyle” oluşan cilt rahatsızlıklarının yarattığı sıkıntılar oldukça gerçek ve bir kısır döngü içinde. Randevunuz öncesi çıkan sivilce veya travmatik bir durum sonrası saç dökülmesi gibi durumlar psikolojik sıkıntılara dönüşebilir, hatta depresyon veya huzursuzluk gibi psikiyatrik noktalara gelebilir. İstatistiklere göre: en çok görülebilir cilt rahatsızlıklarına sahip insanların (akderi, sedef hastalığı) depresyon, huzursuzluk ve hatta intihar gibi düşünceler geliştirebilme riski çok daha yüksek.

Akıl-vücut yaklaşımı

Tabii ki aldığınız kremler, losyonlar ve ilaçlar cildiniz için yararlı olabilir. Fakat eğer problem akılda ise istediğiniz kadar retinol sürün, kalp ritminiz kaldırımı delen bir matkabı andırdığı sürece gerginliğiniz sürecektir. Size ohm diyerek sivilceleri iyileştirebilirsiniz demiyorum tabii ki, ancak durumun kökünü görebilmeniz ve stres seviyenizi azaltmanız cilt sağlığı teknikleri için kesinlikle bir kilit noktası. Kortizolü azaltarak (prostaglandin, sitokin, nöropeptit, bağışıklık hücreleri ve hormonlar gibi ağır toplardan oluşan) moleküler bir yola da nokta koymuş oluyorsunuz, bu da cilt dokularınız için oldukça büyük bir zarar teşkil ediyor. Bu konu hakkında öğrenilmesi gereken çok daha fazla şey var ancak bilimsel bulgular ciltte psikolojik strese oldukça duyarlı olan nöroendokrin sistemini gösteriyor. Bizim için iyi yanı ise çözümü hiç karmaşık değil; hatta oldukça basit:

Spor, sağlıklı beslenme ve doğada yapacağınız yürüyüşler. Bunlardan sonra cildiniz size teşekkür edecek.


Kaynak:
huffingtonpost.com/dr-claudia-aguirre/the-brainskin-connection_b_7038516.html

Yorum Yazın