İyi Beslenme

Suçlu yağlar mı karbonhidratlar mı?

20130913-183558

Günümüzde nişastalı ve glisemik indeksi yüksek karbonhidratlarla ilgili birçok tartışma yaşanıyor. Bazı doktorlar özellikle gluten içeren tahılların tehlikelerinden bahseden kitaplar yazıyorlar. Bazı doktorlar ise tahılların günlük beslenmemizin vazgeçilmez bir parçası olduğunu savunuyorlar. Peki hangisi doğru?

Uzun yıllar boyunca besinlerden aldığımız yağın kolesterole neden olduğunu ve dolayısıyla kalp krizi ve felç riskimizi artırdığına ikna olduk. Bu nedenle yağdan fakir ancak karbonhidratlardan zengin bir beslenme tarzı hayatımıza yerleşti. Hemen hemen her öğünde en az 1-2 dilim tam buğday ekmeği sağlıklı olarak kabul edilirken, tüm ürünlerin yağsız versiyonları piyasaya çıkmaya başladı. Az yağlı tahıl gevrekleri market raflarını doldurdu ve diyetlerimizin vazgeçilmezi haline geldi.

Halbuki 19 yıl önce yapılan araştırmalar kolesterolün kalp krizi riskini artırmadığını ispatlasa da bu hala çok yaygın bir inanış. 1994 yılında Journal of American Medical Association (Amerikan Tıp Derneği Dergisi) yayınlanan deneysel bir araştırmada kolesterol düzeyi yüksek (240 mg/dl ve üstü) denekler ve kolesterol düzeyi düşük (200 mg/dl ve altı) denekler karşılaştırıldılar. (1) İki grup arasında bir fark görülmedi. Total kolesterolü düşük kişiler de total kolesterolü yüksek olanlarla aynı sıklıkta kalp krizi geçiriyorlardı. Bu konuda yapılan birçok kapsamlı araştırmada kolesterol seviyeleriyle kalp krizi arasında bir ilişki kurulamadı. (2)

“Halk yüzyılın en büyük sağlık kandırmacasıyla karşı karşıyadır”

Bunu ortaya koyan araştırmaların artmasıyla harekete geçen ve Framigham Kalp Çalışması’nı yürüten araştırmacılardan Doktor George Mann çok önemli bir açıklama yaptı: “Yüksek oranda yağ tüketiminin ya da yüksek kolesterol düzeylerinin kalp hastalıklarına neden olduğunu öne süren beslenme –kalp hipotezi defalarca çürütülmüştür. Buna rağmen gurur, önyargı ve kar kaygısı gibi bazı kabul edilmesi güç nedenlerden dolayı bilim insanları, kar amacı güden kurumlar, gıda endüstrisi ve hatta devlet kurumları bu hipotezi bir sömürü aracı olarak hala kullanmaktadır. Halk yüzyılın en büyük sağlık kandırmacasıyla karşı karşıyadır.” (3)

CSkWYORUAAEyJ8e

Atölyeye katılmak için tıklayın

Peki tahıllar ve yüksek glisemik indeksli nişastalı karbonhidratların tüketimi birer enerji kaynağı olarak şart değil mi? Amerika Birleşik Devleri’nin tanınmış nörologlarından David Perlmutter, “Tahıl Beyin” adlı kitabında insanın asıl enerji kaynağının yağlar olduğunu savunuyor ve şöyle devam ediyor: “İnsan vücudunun aslında besin yoluyla alınan karbonhidrata ihtiyacı yoktur. Minimum karbonhidratla hayatımızı sürdürmemiz mümkündür ve bu da zaten ihtiyaç halinde karaciğer tarafından üretilebilmektedir. Ama yağsız yaşamamız mümkün değildir. Ne yazık ki birçoğumuz yağ tüketmenin şişmanlamakla aynı anlama geldiğini düşünüyoruz. Oysaki obezitenin ve sebep olduğu metabolik sendromların yağ tüketimiyle hiçbir ilgisi yok. Asıl sorun karbonhidrat bağımlılığımızdır. Aynı şey kolesterol için de geçerli. Kolesterol oranı yüksek besinlerin, kolesterol oranımız üzerinde hiçbir etkisi yok. Yüksek kolesterol ve kalp hastalıklarına yakalanma riski arasında doğrudan bir olduğu iddiası tamamen yanlış.” (4)

Suçlu, yağlar değil karbonhidratlar

Aynı kitapta bir de ilginç bir araştırma sonucundan söz ediliyor: Journal of American Medical Association’da yayınlanan bir makalede popüler diyetlerin obez ve fazla kilolu genç yetişkinler üzerindeki etkileri araştırıldı. Diyetlerden ilkinin yağ oranı düşüktü. Kalorilerin % 60’ı karbonhidratlardan, % 20’si yağlardan ve % 20’si de proteinlerden alınıyordu. Diğer diyetinde glisemik indeksi düşüktü. Kalorilerin %40’ı karbonhidratlardan, % 40 yağlardan ve % 20’si proteinlerden alınıyordu. Son diyetse karbonhidrat oranı çok düşük bir diyetti. Kalorilerin % 10’u karbonhidratlardan, % 60’ı yağlardan ve yüzde 30’u proteinlerden alınıyordu. Tüm diyetler aynı miktarda kalori içeriyordu ancak karbonhidrat oranı düşük, yağ oranı yüksek diyet uygulayan katılımcıların en fazla kalori yaktığı saptandı.

F8B73CPSBK

Aslında suç yağlarda değil kan şekerimizi yükselten karbonhidratlarda. Peki bunu günlük hayatımıza nasıl uygulayacağız. Maalesef basit ve işlenmiş, çok miktarda katkı maddesi içeren karbonhidratlar ve gluten hayatımızın hemen hemen her noktasında karşımıza çıkıyor. Bu nedenle herkesin kendi yemeğini pişirme alışkanlığı kazanması, bunu yaparken bol sebzeli, bol lifli, sağlıklı yağları ve yeterli proteini içeren yemekler hazırlamak… Beyaz un ve şekerden, glutenden, aşırı miktarda meyveden uzak durmak, dışarıda yemek yiyeceğimiz zaman salata+protein içeren menüleri tercih etmek en iyisi.


Kaynak:
(1) H.M.Krumholz ve diğ. “Lack of Association Between Cholesterol and Coronary Heart Disease Mortality and Morbidity and All-cause Mortality in Persons older than 70 years” JAMA 272, no.17 (2 kasım 1994):1335-40
(2) H. Petousis-Harris, “ saturated fat has been Unfairly Demonised: Yes,” Primary Health care 3, no.4 (1 aralık 2011): 317-19
(3) http://www.survivediabeter.com/lowfat.html
(4) Dr.David Perlmutter, “Tahıl Beyin” sf.83-84
Görsel: missionnutritionblog.wordpress.com/2013/09/13/topic-carbohydrate-restrictions/

Yorum Yazın